Bir iftira davasında, sanığın Anayasa'nın 74. maddesi ile güvence altına alınan 'dilekçe-şikayet hakkı'nı kullandığı kabul edilirse, bu durumun iftira suçunun hangi unsuru üzerinde etkili olduğu söylenebilir?
Sanığın anayasal şikayet hakkını kullandığının kabul edilmesi, iftira suçunun 'hukuka aykırılık' unsuru üzerinde etkili olur. Ceza hukukunda bir fiilin suç sayılabilmesi için tipiklik, maddi ve manevi unsurların yanı sıra hukuka aykırı olması da gerekir. Anayasa tarafından tanınan bir hakkın kullanılması, TCK m. 26/1'de düzenlenen 'hakkın kullanılması' hukuka uygunluk nedenini oluşturur. Sanık, maddi vakıalara dayalı olarak, kişisel bir şüphe veya inançla hareket ederek anayasal şikayet hakkını kullandığında, eylemi hukuka uygun hale gelir ve bu nedenle iftira suçu oluşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2016/193 sayılı kararında da, sanığın eyleminin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı ve bu nedenle 'hukuka aykırılık öğesinin gerçekleşmediği' belirtilerek beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. (Bkz: YCGK E. 2016/193 K. 2019/351; Anayasa m. 74; TCK m. 26/1)