Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/708 sayılı kararında, imza inkârı durumunda ispat külfetinin alacaklıda olduğu belirtilmiştir. Alacaklının bu ispat külfetini yerine getirememesi veya bu yönde delil sunmaktan kaçınması halinde, mahkeme nasıl bir karar vermelidir?
İspat yükü kendisinde olan taraf (somut olayda alacaklı), bu yükü yerine getiremezse, iddiasını ispatlayamamış sayılır ve dava onun aleyhine sonuçlanır. İmza inkârı durumunda ispat yükü alacaklıda olduğundan, alacaklı imzanın borçluya ait olduğunu HMK m. 211'de belirtilen usullerle (karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri getirtme, bilirkişi incelemesi yaptırma vb.) ispatlayamazsa veya bu yönde delil sunmaktan (örneğin bilirkişi masrafını yatırmaktan) kaçınırsa, mahkeme 'imzanın borçluya ait olmadığının anlaşıldığı' sonucuna varır. Bu durumda mahkeme, İİK m. 170/3 uyarınca 'itirazın kabulüne' ve takibin iptaline (veya durdurulmasına) karar verir. Mahkeme, ispat yükü kendisinde olmayan borçluyu, alacaklının delil sunmamasını gerekçe göstererek haksız çıkaramaz. (Bkz: YHGK E. 2017/708 K. 2018/1152; İİK m. 170/3)