Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında, mahkemenin 'kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturma zorunluluğu' ilkesi, delillerin değerlendirilmesi açısından ne anlama gelir? Mahkeme, tarafların beyanları ve tanık anlatımları ile yetinebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116753

Bu ilke, nüfus kayıtlarının kamu düzeniyle ilgili olması ve kişilerin hukuki statülerini belirleyen temel belgeler olması nedeniyle, mahkemenin bu davalarda son derece titiz davranması ve maddi gerçeğe ulaşmak için tüm delilleri araştırması gerektiği anlamına gelir. Bu ilke uyarınca mahkeme, sadece tarafların ikrarı, kabulü veya tanıkların soyut beyanları gibi takdiri delillerle yetinemez. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/13218 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkeme, iddianın niteliğine göre mümkün olan en kesin ve bilimsel delillere başvurmak zorundadır. Özellikle soy bağına ilişkin bir düzeltme isteniyorsa, tanık beyanları ne kadar tutarlı olursa olsun, mahkeme mutlaka 'DNA testi' gibi bilimsel bir delile başvurmalı ve bu raporun sonucuna göre karar vermelidir. Tarafların veya tanıkların beyanları, ancak bu tür kesin delillerle desteklendiğinde bir anlam ifade eder. Kesin delil elde etme imkanı varken bunun yapılmaması, 'eksik inceleme' nedeniyle bozma sebebidir. (Bkz: Yargıtay 18. HD, E. 2014/13218 K. 2015/1362)