Katkı payı alacağı davasında (mal ayrılığı rejimi), davacı kadının ziynetleri ile katkı iddiasını ispat için dinlettiği tanıkların, ziynetlerin 'miktar ve cinsini' tam olarak hatırlayamaması, YHGK E. 2022/1273, K. 2023/1238 sayılı kararına göre iddianın ispatlanamadığı anlamına gelir mi?
Hayır, tek başına bu durum iddianın ispatlanamadığı anlamına gelmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür davalarda tanıklardan, üzerinden uzun yıllar geçmiş olaylarla ilgili olarak ziynetlerin gramajını, ayarını, sayısını veya o günkü parasal değerini tam ve eksiksiz olarak hatırlamaları beklenemez. Bu, hayatın olağan akışına aykırıdır. Önemli olan, tanıkların genel olarak ve inandırıcı bir şekilde, düğünde kadına ziynet takıldığını, bu ziynetlerin evlilik birliği içinde bozdurulduğunu ve ailenin bir yatırımı (ev, araba vb.) için harcandığını doğrulamalarıdır. Karara konu olayda da tanıklar, 'sayısını hatırlamamakla beraber 7-8 adet burma bilezik, set, çeyrek altınlar' gibi genel ama olayın varlığını teyit eden beyanlarda bulunmuşlardır. Mahkeme, bu tür beyanları, hayatın olağan akışı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek, bilirkişi marifetiyle yörenin geleneklerine göre makul bir ziynet miktarı tespiti yaptırabilir. Dolayısıyla tanıkların kesin rakam verememesi, katkı iddiasını çürütmez. (Bkz: YHGK E. 2022/1273 K. 2023/1238)