Meşru savunmada sınırın aşılmasının 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan' (TCK m. 27/2) kaynaklandığının tespitinde, mahkemenin değerlendirmesi objektif mi, sübjektif mi olmalıdır? Failin kişisel özellikleri (yaşı, cinsiyeti, fiziki gücü) bu değerlendirmede rol oynar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116731

Değerlendirme, hem objektif hem de sübjektif unsurları içeren karma bir nitelik taşır. - **Objektif Unsur:** Mahkeme öncelikle, olayın genel koşullarını, saldırının niteliğini ve şiddetini değerlendirir. Yani, 'ortalama, makul bir insanın' o saldırı karşısında heyecan, korku veya telaşa kapılıp kapılmayacağını objektif olarak tartar. Sıradan bir itiş kakış ile hayati tehlike içeren bir bıçaklı saldırı aynı psikolojik etkiyi yaratmaz. - **Sübjektif Unsur:** Objektif olarak korku yaratabilecek bir saldırının varlığı tespit edildikten sonra, mahkeme failin kişisel özelliklerini de dikkate alır. Failin yaşı, cinsiyeti, fiziki ve ruhsal yapısı, saldırgan karşısındaki durumu gibi sübjektif unsurlar, yaşadığı korku, heyecan veya telaşın 'mazur görülebilir' olup olmadığının belirlenmesinde önemli rol oynar. Örneğin, fiziken zayıf bir kişinin, güçlü bir saldırgan karşısında kapıldığı korku, daha kolay 'mazur görülebilir' nitelikte olabilir. Dolayısıyla, mahkeme hem olayın objektif şartlarını hem de failin sübjektif durumunu bir arada değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. (Bkz: TCK m. 27/2)