Bir iftira davasında, sanığın şikayetine konu olan bazı iddiaların doğru olduğu, bazılarının ise tam olarak ispatlanamadığı bir durumda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2016/193 sayılı kararına göre iftira suçunun 'bütünsellik' açısından değerlendirilmesi nasıl olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116730

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararındaki yaklaşım, şikayeti bir bütün olarak ele almak ve temelinin maddi vakıalara dayanıp dayanmadığını incelemektir. Sanığın şikayetindeki iddiaların bir kısmının (somut olayda köylüden fazla para toplanması, damgasız odunların tespiti gibi) somut ve doğru vakıalara dayandığı tespit edilmişse, ispatlanamayan veya hukuken yanlış nitelendirilen diğer iddialar, şikayetin genel karakterini 'anayasal şikayet hakkının kullanımı' olmaktan çıkarıp 'iftira' suçuna dönüştürmez. Yargıtay, kişinin bütünüyle hayal ürünü, kötü niyetli ve asılsız bir isnatta bulunması ile somut olaylardan yola çıkarak yaptığı, bir kısmı ispatlanamasa da dayanaktan tamamen yoksun olmayan bir şikayet arasında ayrım yapmaktadır. İddiaların bir kısmının dahi maddi bir temele oturması, sanığın 'işlemediğini bildiği halde suç atma' şeklindeki özel kastla hareket etmediği, aksine bir hakkını kullandığı yönünde güçlü bir karine oluşturur. Bu nedenle, şikayetin bütünü iftira suçu olarak değerlendirilmemiştir. (Bkz: YCGK E. 2016/193 K. 2019/351)