5271 sayılı CMK'nın 105. ve 108. maddeleri, soruşturma evresinde tutukluluğa ilişkin kararlar verilirken 'şüpheli veya müdafiin görüşünün alınması/dinlenilmesi' şartını getirmektedir. Bu şartın, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116727

Bu şart, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin soruşturma evresindeki en önemli güvencelerindendir. Önemi şuradan kaynaklanır: 1. **Silahların Eşitliği:** Tutukluluğun devamı yönünde mütalaa veren iddia makamı (Cumhuriyet savcısı) ile bu mütalaaya karşı savunma yapacak olan şüpheli/müdafi arasında bir denge kurulmasını sağlar. Savcılığın tek taraflı görüşüyle karar verilmesinin önüne geçerek, savunma tarafına da kendi argümanlarını, delillerini ve değişen koşullara ilişkin beyanlarını doğrudan hâkime sunma fırsatı tanır. Savcılığın görüşünün şüpheli/müdafiine bildirilmesi de bu ilkenin bir gereğidir. 2. **Çelişmeli Yargılama:** Karar verecek olan hâkimin, sadece iddia makamının sunduğu belgeler ve görüşler üzerinden değil, aynı zamanda savunma makamının da karşı tezlerini dinleyerek, yani tarafların argümanlarını 'çekiştirerek' bir sonuca varmasını temin eder. Şüphelinin/müdafiinin dinlenilmesi, delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin kalmaması gibi lehe hususların hâkimin bilgisine sunulmasına ve kararda değerlendirilmesine olanak tanır. Bu usul, kararların daha adil ve somut gerekçelere dayanmasını sağlayarak keyfiliği önler. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/tutuklama-kararinin-yuze-karsi-verilmesi; CMK m. 105, m. 108)