Bir ceza infaz kurumunda hükümlünün disiplin eylemi nedeniyle açılan kamu davası ile disiplin soruşturması arasındaki ilişkiyi, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesi açısından değerlendiriniz. İnfaz Kanunu m. 37/2 bu ilkeye aykırılık teşkil eder mi?
'Ne bis in idem' ilkesi, bir kişinin aynı fiil nedeniyle birden fazla 'cezai' nitelikte yargılamaya tabi tutulmamasını ve birden fazla 'cezai' yaptırıma çarptırılmamasını güvence altına alır. İnfaz Kanunu m. 37/2'nin bu ilkeye aykırılık teşkil edip etmediği tartışmalıdır, ancak genel kabul aykırılık teşkil etmediği yönündedir. Bunun temel sebebi, ceza yargılaması ile disiplin soruşturmasının farklı nitelikte ve amaçta olmasıdır: 1. **Farklı Hukuki Alanlar:** Ceza yargılaması, toplum düzenini bozan bir 'suçun' karşılığı olan 'cezayı' belirler. Disiplin soruşturması ise, belirli bir statüye (hükümlülük) bağlı olarak, o statünün gerektirdiği düzen ve disiplini bozan 'disiplin suçunun' karşılığı olan 'disiplin cezasını' belirler. 2. **Farklı Amaçlar:** Birinin amacı kamu düzenini ve adaleti sağlamak, diğerinin amacı ise kurum içi düzeni ve güvenliği temin etmektir. 3. **Yaptırımların Farklı Niteliği:** Adli cezalar (hapis, adli para cezası) ile disiplin cezaları (hücreye koyma, kınama vb.) farklı hukuki niteliktedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'Engel Kriterleri'ne göre bazı ağır disiplin cezaları 'cezai' nitelikte kabul edilebilse de, genel olarak iki sürecin paralel yürümesi 'ne bis in idem' ilkesinin ihlali olarak görülmez. İnfaz Kanunu m. 37/2 de bu ayrımı esas alarak iki sürecin birbirinden bağımsız yürütülmesini öngörmüştür. (Bkz: İnfaz Kanunu m. 37/2)