Anayasa Mahkemesi'nin Hatice Öztürk kararında, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi, 'güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgilerin niteliği ile yürütülen görevin önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının sürekli işçi kadrosuna geçişinin yapılmamasına dair haklı ve makul gerekçelerin oluştuğu' şeklinde özetlenmiştir. AYM'nin bu gerekçeyi 'yeterli' bulmamasının temel sebebi nedir?
AYM'nin bu gerekçeyi yeterli bulmamasının temel sebebi, gerekçenin son derece 'soyut, genel ve basmakalıp' olması, somut olayın özelliklerine inmeyerek denetime elverişli bir açıklama içermemesidir. AYM, 'gerekçeli karar hakkı'nın sadece şeklen bir gerekçe yazılması anlamına gelmediğini, gerekçenin ilgili ve yeterli olması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkemenin gerekçesi; - Güvenlik soruşturmasında 'hangi somut bilginin' elde edildiğini (sadece Bank Asya hesabı tespiti dışında bir detay yok), - Bu bilginin (Bank Asya hesabı) 'neden' sakıncalı bulunduğunu (rutin bir işlem mi, örgütsel bir faaliyet mi olduğu tartışılmamış), - Bu sakıncanın, başvurucunun yapacağı 'yaşlı bakım hizmeti işçisi' göreviyle 'nasıl bir bağlantısı olduğunu' ve bu görevi yapmasını 'neden olumsuz etkilediğini' somut bir şekilde ortaya koymamaktadır. Sadece 'bilgilerin niteliği' ve 'görevin önemi' gibi genel ifadeler kullanmak, mahkemenin kendi değerlendirmesini ve ulaştığı sonuç ile olgular arasındaki mantıksal bağı göstermemektedir. Bu durum, kararın keyfi olduğu izlenimi yaratmakta ve etkili bir kanun yolu denetimini engellemektedir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi, Hatice Öztürk Başvurusu, B. No: 2019/26719)