5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun sistematiğinde, 'tutuklama amaçlı yakalama' veya 'ifade amaçlı yakalama' gibi kavramlara yer verilmiş midir? Uygulamada karşılaşılan bu kavramların CMK m. 98'de düzenlenen yakalama emri ile olan ilişkisini ve hukuki geçerliliğini tartışınız.
Hayır, 5271 sayılı CMK'nın sistematiğinde 'tutuklama amaçlı yakalama' veya 'ifade amaçlı yakalama' gibi kavramlara açıkça yer verilmemiştir. CMK m. 98, 'soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimince' veya 'kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında mahkemece re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine' verilecek bir 'yakalama emrini' düzenler. Bu, şüpheli veya sanığı yetkili merci önüne getirmeyi amaçlayan genel bir koruma tedbiridir. Uygulamada karşılaşılan 'ifade/sorgu amaçlı' veya 'tutuklama amaçlı' yakalama ifadeleri, aslında CMK m. 98'deki yakalama emrinin çıkarılma gerekçesini veya amacını belirten, kanunda yer almayan fiili nitelemelerdir. Hukuken çıkarılan tek bir tür 'yakalama emri' vardır. Bu emir infaz edilip kişi hakim/mahkeme önüne getirildikten sonra, o andaki delil durumuna göre kişinin ifadesi alınır, sorgusu yapılır ve tutuklama veya adli kontrol gibi tedbirlerin gerekip gerekmediğine karar verilir. Yakalama emrinin kendisi, otomatik olarak tutuklama ile sonuçlanmaz. Bu nedenle bu kavramlar, kanuni bir temelden çok, uygulamanın yarattığı pratik ifadelerdir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/tutuklama-kararinin-yuze-karsi-verilmesi; CMK m. 98)