YCGK'nın E. 2017/860, K. 2017/454 sayılı sel felaketi kararında, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımın zorluğuna ve ceza adaleti üzerindeki etkisine değinilmektedir. Olası kastın kabulü halinde sanıkların ceza sorumluluğu, bilinçli taksire göre nasıl farklılık gösterecekti? (TCK m. 85'i dikkate alarak cevaplayınız)
Bu iki manevi unsur arasındaki ayrım, özellikle birden fazla kişinin öldüğü veya yaralandığı olaylarda cezanın miktarı açısından çok büyük bir fark yaratır. - **Bilinçli Taksir Kabulünde (YCGK'nın Vardığı Sonuç):** Eylem, 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçu (TCK m. 85/2) olarak kabul edilir. Bu durumda, 'tek bir fiil' ile birden fazla neticeye sebep olunduğu için, TCK'nın 43. maddesindeki fikri içtima kuralları değil, TCK m. 85/2'deki özel düzenleme uygulanır. Sanık, bu tek suçtan dolayı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası alır. Yani, ölen kişi sayısı ne olursa olsun, tek bir ceza verilir ve bu ceza kanunda belirtilen sınırlar içinde artırılır. - **Olası Kast Kabulünde (Karşı Oyun Savunduğu Görüş):** Bu durumda, sanığın her bir maktule karşı ayrı ayrı 'olası kastla öldürme' suçunu (TCK m. 21/2, m. 81) işlediği kabul edilir. Bu, 'gerçek içtima' kurallarının uygulanması anlamına gelir. Sanık, ölen her bir kişi için (olayda 5 kişi) ayrı ayrı müebbet hapis cezasından indirim yapılarak belirlenecek (örn: 20-25 yıl arası) hapis cezası ile cezalandırılır ve bu cezalar toplanır. Bu da sanığın alacağı cezanın, bilinçli taksir durumuna göre katbekat ağır olması sonucunu doğurur. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/olume-sebep-olan-tabii-afet-mi-yoksa-ihmal-mi; TCK m. 21/2, m. 81, m. 85)