Aralarında hukuki veya fiili bir bağlantı bulunmayan, tamamen bağımsız iki davanın (örneğin, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davası ile işçilik alacağı davası) aynı dilekçeyle açılıp mahkemece birleştirilerek görülmesi usulen doğru mudur? Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/418, K. 2014/2211 sayılı kararı bu konuda neyi öngörmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116686

Usulen doğru değildir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında belirtildiği gibi, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davası ile işçilik alacağı davası, farklı hukuki temellere, ispat usullerine ve değerlendirme kıstaslarına sahiptir. Manevi tazminat haksız fiil hükümlerine ve hakkaniyete göre belirlenirken; işçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) İş Kanunu ve sözleşme hükümlerine göre hesaplanır. Bu iki dava türü arasında yargılamayı basitleştirecek veya çelişkili karar verilmesini önleyecek bir bağlantı bulunmamaktadır. Bu nedenle, her iki davanın tefrik edilmesi (ayrılması) yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Mahkemenin, birbirinden tamamen farklı bu iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır. Yapılması gereken, HMK m. 167 uyarınca davaları ayırmak ve her birini ayrı bir esas üzerinden sonuçlandırmaktır. (Bkz: HMK m. 167; Yargıtay 21. HD E. 2014/418 K. 2014/2211)