Bir kişinin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasında, kendisinin değil de bir yakınının (örn: babasının) sakıncalı bir faaliyette (örn: Bank Asya'da hesap) bulunduğunun tespit edilmesi, hukuki açıdan nasıl bir sorun teşkil eder? Anayasa Mahkemesi'nin Hatice Öztürk kararındaki yaklaşımı bu açıdan değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116684

Bu durum, temel bir ceza hukuku ilkesi olan 'cezaların ve güvenlik tedbirlerinin şahsiliği' (Anayasa m. 38/7) ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil eder. Bir kişinin, kendisinin işlemeyip bir yakınının gerçekleştirdiği bir eylemden dolayı hak kaybına uğratılması, bu ilkenin ihlali anlamına gelir. Güvenlik soruşturması bir ceza veya güvenlik tedbiri olmasa da, sonuçları itibarıyla kişinin temel bir hakkını (kamu hizmetine girme hakkı) etkilediği için, bu ilkenin ruhuna uygun hareket edilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin Hatice Öztürk kararında, ilk derece mahkemesi kararında başvurucunun babasının da hesabının bulunduğuna atıf yapılmıştır. AYM'nin genel gerekçesinde vurguladığı 'kişisel ve güncel bağlantı' kurulması gerekliliği, bu durumu da kapsar. Kişinin, babasının eyleminden sorumlu tutulabilmesi için, bu eyleme iştirak ettiğini veya bu eylemin kendi şahsıyla somut, güncel ve kişisel bir bağlantısı olduğunu gösteren ek delillerin ortaya konması gerekir. Sadece akrabalık bağına dayanarak kurulan bir 'iltisak' tespiti, şahsilik ilkesine ve hakkaniyete aykırı olacaktır. (Bkz: Anayasa Mahkemesi, Hatice Öztürk Başvurusu, B. No: 2019/26719; Anayasa m. 38)