Meşru savunma koşullarının oluştuğu bir olayda, saldırının son bulmasından sonra failin eylemine devam etmesi durumunda, bu eylemin 'haksız tahrik' kapsamında değerlendirilmesi için failin psikolojik durumunda hangi unsurun (örn: korku, öfke) baskın olması gerekir? YCGK E. 2017/414 sayılı kararındaki genel ilkelerden yola çıkarak açıklayınız.
Meşru savunmada sınırın aşılması (TCK m. 27/2), failin 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş' içinde olmasını gerektirir. Bu durumda fail, maruz kaldığı saldırının yarattığı psikolojik şok nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğini kaybeder ve bu nedenle kusurlu sayılmaz. Buna karşılık, saldırı bittikten sonraki eylemin 'haksız tahrik' (TCK m. 29) kapsamında değerlendirilmesi için, failin eylemine yön veren temel duygunun korku veya telaş değil, haksız saldırının yarattığı 'hiddet veya şiddetli elem' yani 'öfke' olması gerekir. YCGK kararındaki genel ilkelerde de belirtildiği gibi, eğer failin amacı saldırıyı defetmekten çok, kin duygusunu tatmin etmeye yönelik ise, yani öfke ile hareket ediyorsa, meşru savunmada sınırın aşılması değil, haksız tahrik söz konusu olur. (Bkz: YCGK E. 2017/414 K. 2017/386 kararı içindeki genel ilkeler; TCK m. 27, m. 29)