Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2016/193 sayılı kararında, iftira suçunun 'özel kast' ile işlenebilen bir suç olduğu belirtilmiştir. İftira suçundaki bu özel kast unsurunun anlamı nedir ve sanığın şüpheye veya inanca dayalı olarak şikayette bulunması bu unsuru nasıl etkiler?
İftira suçundaki (TCK m. 267) özel kast, failin genel suç işleme kastının (doğrudan kast) ötesinde, belirli bir amaçla hareket etmesini ifade eder. Bu amaç, kanun metninde 'hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için' şeklinde belirtilmiştir. Yani fail, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat ederken, sırf bu isnadı yapmakla kalmamalı, aynı zamanda bu isnat sonucunda o kişinin adli veya idari bir sürece maruz kalmasını özel olarak amaçlamalıdır. Sanığın, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, mağdurun o fiili işlediğine dair bir 'inanç' veya 'şüphe' ile ihbarda bulunması halinde, iftira suçunun unsurları oluşmaz. Çünkü bu durumda fail, kişinin masum olduğunu 'bilerek' hareket etmemekte ve suç atma amacıyla değil, bir şüphenin aydınlatılması amacıyla hareket etmektedir. Bu durum, suçun manevi unsurunu ortadan kaldırır. (Bkz: YCGK E. 2016/193 K. 2019/351 kararı içindeki genel ilkeler; TCK m. 267)