Bir boşanma protokolünde, eşlerden birinin diğerine ait bir taşınmazı 'süresiz olarak ve kira ödemeksizin kullanacağı' şeklinde bir hüküm yer alıyorsa ve bu protokol mahkemece onaylanmışsa, bu düzenlemenin hukuki niteliği nedir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/626, K. 2015/12665 sayılı kararına göre, bu taahhüt intifa hakkı mı yoksa oturma hakkı mı doğurur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararına göre, bu tür bir düzenleme, tarafların gerçek ve ortak iradeleri (TBK m. 19) yorumlandığında, lehine hak tanınan eşin taşınmazdan yararlanmasını sağlamaya yönelik bir 'intifa hakkı tesisi taahhüdü' olarak kabul edilmelidir. Boşanma davasında hakimin bu protokolü onaylaması, tapuda aranan 'resmi şekil' şartını yerine getirmiş sayılır ve bu taahhüt geçerli hale gelir. Ancak, somut olayda protokolde 'başkasına kiraya verilememesi' şartı koşulduğu için ve hakkın şahsen kullanılması gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay bu hakkın intifadan daha dar kapsamlı olan 'oturma (sükna) hakkı' (TMK m. 823) niteliğinde olduğuna karar vermiştir. Hâkimin, talep sonucundan daha azına (çoğun içinde az da vardır ilkesi) karar verebileceği (HMK m. 26) prensibi gereğince, intifa hakkı talebinin, oturma hakkı tesisini de içerdiği kabul edilerek, tapuya 'oturma hakkı' olarak tesciline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Bkz: Yargıtay 2. HD E. 2015/626 K. 2015/12665)