Bir hizmet tespiti davasında, davacının birden fazla işverene (örneğin, farklı spor kulüplerine) karşı tek bir dava açması, 'dava arkadaşlığı' kurumu açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2024, K. 2017/4539 sayılı kararına göre mahkemenin bu durumda ne yapması gerekir?
Farklı tüzel kişiliklere sahip işverenler arasında, sırf aynı işçiyi farklı zamanlarda çalıştırmış olmaları nedeniyle 'maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı' bulunmaz. Çünkü davaya konu olan hak (her bir işyerindeki hizmet süresi) ortak değildir ve her bir işveren hakkındaki karar diğerini doğrudan etkilemez. Bu durum, HMK m. 57/c'deki 'davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması' nedeniyle 'ihtiyari dava arkadaşlığı' olarak kabul edilebilir. Ancak Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, her bir işverenin durumu, bordro tanıkları, çalışma koşulları ayrı ayrı değerlendirileceğinden, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bu davaların birlikte görülmesinin usul ekonomisine hizmet etmediği belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemenin, HMK m. 167 uyarınca, her bir davalı işveren yönünden davaları ayırması (tefrik etmesi) ve her bir davayı ayrı bir esas üzerinden yürütmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Bkz: HMK m. 57, m. 167; Yargıtay 21. HD E. 2016/2024 K. 2017/4539)