Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' demektedir. Bu hükmün, İstanbul Sözleşmesi gibi bir andlaşmanın iç hukuktaki konumu ve uygulanabilirliği açısından önemini izah ediniz.
Bu hüküm, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası andlaşmalara, normlar hiyerarşisinde kanunların üzerinde bir konum vermektedir. Bunun anlamı şudur: 1) **Doğrudan Uygulanabilirlik:** İstanbul Sözleşmesi gibi usulüne uygun yürürlüğe girmiş bir andlaşmanın hükümleri, ayrıca bir iç hukuk düzenlemesine gerek kalmaksızın, mahkemeler ve idari makamlar tarafından doğrudan uygulanabilir. 2) **Uyuşmazlık Halinde Üstünlük:** Eğer bir konuda, İstanbul Sözleşmesi ile bir Türk kanunu (örneğin Medeni Kanun veya Ceza Kanunu) arasında bir çelişki veya farklı bir düzenleme varsa, hâkim veya idari makam, kanunu değil, uluslararası andlaşma hükmünü esas almak zorundadır. 3) **Anayasallık Denetimi Yasağı:** Aynı fıkranın ilk cümlesi, bu tür andlaşmalar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamayacağını belirtir. Bu durum, onların anayasallık karinesinden yararlandığını ve iç hukuka entegrasyonlarının güçlü bir şekilde sağlandığını gösterir. Bu nedenlerle, İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadelede, ulusal yasalardan daha ileri veya farklı güvenceler içeriyorsa, bu güvenceler öncelikli olarak uygulanmak zorundaydı. (Bkz: Anayasa m. 90/5)