Eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen ve erkek eş adına kayıtlı bir taşınmazın, kadın eş adına kayıtlı başka bir taşınmazın satışından elde edilen para ile alındığı iddiası ve ispatı durumunda, bu durumun tasfiyeye etkisi ne olur? Bu aktarılan paranın erkeğin kişisel malı olarak kabul edilip edilemeyeceğini YHGK E. 2022/1273, K. 2023/1238 sayılı kararındaki mantık çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116652

Kadın adına kayıtlı taşınmazın satışından elde edilen para, mal ayrılığı rejiminde kadının kişisel malıdır. Bu paranın, erkek adına alınan yeni bir taşınmazın alımında kullanıldığı ispat edilirse, kadın bu yeni taşınmaz üzerinde 'katkı payı alacağı' hakkı kazanır. YHGK'nin kararındaki mantık silsilesi şöyledir: Kadın adına kayıtlı olan ilk evin (4 nolu bağımsız bölüm), aslında erkeğin birikimleriyle alınıp kadına tescil edildiği ve bu nedenle erkeğin kişisel malı olduğu, dolayısıyla satışından elde edilen paranın da erkeğin kişisel malı sayılması gerektiği savunulamaz. Çünkü, kadının düğün takılarının (kişisel malı) bu ilk evin alımında kullanıldığı ve hayatın olağan akışına göre bu katkının varlığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla ilk ev, kadının kişisel malıdır veya en azından kişisel mal katkısı olan bir maldır. Bu evin satışından elde edilen para da 'kişisel mal yerine geçen değer' (ikame) prensibi gereğince kadının kişisel malı sayılır. Bu paranın, erkek adına alınan ikinci evin (14 nolu bağımsız bölüm) alımında kullanılması, kadının bu ikinci eve kişisel malıyla katkıda bulunduğu anlamına gelir ve bu katkı oranında tasfiyede alacak hakkı doğurur. Erkeğin, ilk evin satış bedelinin kadına ziynet olarak geri verildiği iddiasını ispatlayamaması da bu sonucu güçlendirir. (Bkz: YHGK E. 2022/1273 K. 2023/1238; TMK m. 220/4)