CMK m. 101 uyarınca verilen bir tutuklama kararının, şüphelinin veya sanığın yokluğunda (gıyapta) verilip verilemeyeceğini, CMK'nın sistematiği ve 'yüzyüzelik' ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116630

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, eski kanundan farklı olarak gıyapta/yoklukta tutuklama kurumuna yer vermemiştir. CMK'nın sistematiği, tutuklama gibi kişi hürriyetini temelden kısıtlayan ağır bir koruma tedbirinin ancak 'yüzyüzelik' ilkesi çerçevesinde verilmesini öngörür. CMK m. 101/1, tutuklama kararının Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim/mahkeme tarafından verileceğini düzenlerken, m. 101/2 tutuklama kararının içeriğinin şüpheli veya sanığa 'sözlü olarak bildirileceğini' belirtir. m. 101/3 ise tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanığın müdafi yardımından yararlanacağını hükme bağlar. Bu hükümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tutuklama kararının verilebilmesi için şüphelinin/sanığın hakim/mahkeme huzurunda sorgusunun yapılması, savunma hakkının kullandırılması ve kararın yüzüne karşı tefhim edilmesi esastır. Kaçak olan veya ulaşılamayan bir şüpheli/sanık hakkında tutuklama kararı değil, CMK m. 98 uyarınca 'yakalama emri' düzenlenmesi gerekir. Şüpheli/sanık yakalandıktan sonra hakim/mahkeme önüne çıkarılır ve ancak o zaman tutuklama tedbiri değerlendirilir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/tutuklama-kararinin-yuze-karsi-verilmesi; CMK m. 101)