CMK m. 101 uyarınca verilen bir tutuklama kararının, şüphelinin veya sanığın yokluğunda (gıyapta) verilip verilemeyeceğini, CMK'nın sistematiği ve 'yüzyüzelik' ilkesi çerçevesinde tartışınız.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, eski kanundan farklı olarak gıyapta/yoklukta tutuklama kurumuna yer vermemiştir. CMK'nın sistematiği, tutuklama gibi kişi hürriyetini temelden kısıtlayan ağır bir koruma tedbirinin ancak 'yüzyüzelik' ilkesi çerçevesinde verilmesini öngörür. CMK m. 101/1, tutuklama kararının Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim/mahkeme tarafından verileceğini düzenlerken, m. 101/2 tutuklama kararının içeriğinin şüpheli veya sanığa 'sözlü olarak bildirileceğini' belirtir. m. 101/3 ise tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanığın müdafi yardımından yararlanacağını hükme bağlar. Bu hükümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tutuklama kararının verilebilmesi için şüphelinin/sanığın hakim/mahkeme huzurunda sorgusunun yapılması, savunma hakkının kullandırılması ve kararın yüzüne karşı tefhim edilmesi esastır. Kaçak olan veya ulaşılamayan bir şüpheli/sanık hakkında tutuklama kararı değil, CMK m. 98 uyarınca 'yakalama emri' düzenlenmesi gerekir. Şüpheli/sanık yakalandıktan sonra hakim/mahkeme önüne çıkarılır ve ancak o zaman tutuklama tedbiri değerlendirilir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/tutuklama-kararinin-yuze-karsi-verilmesi; CMK m. 101)