İstanbul Sözleşmesi gibi, TBMM'nin bir kanunla (6251 sayılı Kanun) onaylanmasını uygun bulduğu uluslararası bir andlaşmanın, Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilmesinin Anayasa'nın 90. ve 104. maddeleri açısından hukuki geçerliliğini, 'yetkide ve usulde paralellik' ilkesi çerçevesinde tartışınız.
'Yetkide ve usulde paralellik' ilkesi, bir idari işlemin tesisinde izlenen usul ve yetki kurallarının, o işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesinde de geçerli olmasını ifade eden temel bir hukuk ilkesidir. Anayasa'nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin veya Türk kanunlarında değişiklik gerektiren uluslararası andlaşmaların yürürlüğe girmesini, TBMM'nin bir 'kanunla' onaylamayı uygun bulmasına bağlamıştır. İstanbul Sözleşmesi bu nitelikte bir sözleşmedir ve 6251 sayılı Kanun ile bu süreç tamamlanmıştır. Anayasa'nın 104. maddesi ise Cumhurbaşkanına yürütme yetkisine ilişkin konularda kararname çıkarma yetkisi verirken, kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda veya kanunda açıkça düzenlenen konularda kararname çıkaramayacağını belirtir. Paralellik ilkesi gereği, TBMM'nin kanunla dahil olduğu bir andlaşmadan çıkma yetkisinin de yine kanun koyucunun, yani TBMM'nin iradesiyle olması gerekir. Yürütme organının (Cumhurbaşkanının), yasama organının yetki alanına giren bir konuda tek taraflı bir işlemle (Cumhurbaşkanı Kararı) andlaşmayı feshetmesi, bu ilkeye ve kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı olduğu yönünde ciddi hukuki tartışmalara neden olmuştur. Bu işlem, bir 'fonksiyon gaspı' olarak nitelendirilmektedir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/istanbul-sozlesmesinin-feshinin-hukukiligi-tartismasi; Anayasa m. 90, m. 104)