Bir doğal afet (sel, deprem vb.) sonucunda, insan yapımı bir eserin (bina, bent vb.) yıkılmasıyla ölümlerin meydana geldiği bir olayda, sorumlu kişilerin ceza hukuku bakımından manevi unsurunun 'bilinçli taksir' (TCK m. 22/3) mi yoksa 'olası kast' (TCK m. 21/2) mı olduğunu belirlemede kullanılan temel ayırt edici kriter nedir? YCGK E. 2017/860, K. 2017/454 sayılı karardaki tartışmaları esas alarak açıklayınız.
Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki temel ayırt edici kriter, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı tavırdır. - **Bilinçli taksirde (TCK m. 22/3):** Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ancak tecrübesine, şansına veya başka etkenlere güvenerek 'netice gerçekleşmez' düşüncesiyle hareket eder. Neticenin gerçekleşmesini istemez. - **Olası kastta (TCK m. 21/2):** Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini kabullenir, göze alır. 'Olursa olsun' veya 'farketmez' şeklinde bir kayıtsızlık içindedir. YCGK'nın Artvin'deki sel felaketiyle ilgili kararında, sanıkların son derece kalitesiz malzeme kullanarak taşkın koruma bendi inşa etmelerine rağmen, 'olay tarihindeki kadar şiddetli yağmur yağmayacağı ve bentlerin yıkılmayacağı düşüncesiyle hareket ettikleri' ve 'şanslarına güvendikleri' kabul edilerek eylem bilinçli taksir olarak nitelendirilmiştir. Olası kastı savunan karşı oy ise, sanıkların kusurunun ve ihmalinin ağırlığı karşısında, neticenin gerçekleşmemesine yönelik bir çaba sarf etmediklerini, dolayısıyla neticeyi göze aldıklarını ve 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket ettiklerini savunmuştur. Bu tartışma, failin iç dünyasındaki bu ince ayrımın tespitinin zorluğunu göstermektedir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/olume-sebep-olan-tabii-afet-mi-yoksa-ihmal-mi; TCK m. 21/2, m. 22/3)