Deprem gibi bir doğal afet sonucu yıkılan bir binada, müteahhidin projeye ve standartlara aykırı, kalitesiz malzeme kullanarak inşaat yaptığı tespit edilmiştir. Meydana gelen ölüm neticeleri açısından müteahhidin ceza sorumluluğu 'bilinçli taksir' mi, yoksa 'olası kast' mıdır? 'sen.av.tr'deki makalede yer alan Kahramanmaraş depremleriyle ilgili değerlendirme, bu ayrımı hangi yönde yapmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116593

Deprem kuşağında bulunan bir bölgede, projeye ve yönetmeliklere aykırı, son derece kalitesiz ve dayanıksız malzeme kullanarak bina inşa eden bir müteahhidin ceza sorumluluğunun 'bilinçli taksir' mi yoksa 'olası kast' mı olduğu, ceza hukukunun en tartışmalı alanlarından biridir. Ayrım, failin öngördüğü neticeye karşı zihinsel tutumuna göre yapılır. - Bilinçli taksirde (TCK m. 22/3), fail neticeyi (binanın yıkılıp insanların ölebileceğini) öngörür ancak 'olmaz, bir şey olmaz, benim binam sağlam' gibi bir düşünceyle, şansına veya ustalığına güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğini umar. - Olası kastta (TCK m. 21/2) ise fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ve bu sonucu kabullenerek, 'olursa olsun, bana ne' diyerek kayıtsız kalır. 'sen.av.tr/tr/makale/olume-sebep-olan-tabii-afet-mi-yoksa-ihmal-mi' başlıklı makaledeki değerlendirmede, Kahramanmaraş depremlerinde karşılaşılan, 'akıl ve mantığa sığmayan' derecedeki açık kusur ve ihmallerin (örneğin, betondan kum çıkması, taşıyıcı kolonların kesilmesi gibi) varlığı halinde, sorumluluğun 'olası kast' ile gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Makaleye göre, bu kadar ağır kusurların olduğu durumlarda, failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair duyduğu güvenin 'soyut ve tamamen şansa dayalı' olduğu, dolayısıyla failin neticenin gerçekleşmesi bakımından kayıtsız kaldığı ve sonucu göze aldığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, sorumluluğun bilinçli taksiri aşarak olası kast boyutuna ulaştığı sonucuna varılmaktadır.