Boşanma davasında, tarafların davadan önce 'nafakadan feragat ettiklerine' dair yaptıkları bir sözleşme hukuken geçerli midir? Bu tür bir feragat, hakimin re'sen tedbir nafakasına hükmetmesini engeller mi?
Hayır, tarafların boşanma davası açılmadan önce gelecekteki bir nafaka hakkından (tedbir, yoksulluk veya iştirak) feragat ettiklerine dair yaptıkları sözleşmeler hukuken geçersizdir. Bunun birkaç temel sebebi vardır: 1) Kamu Düzeni: Boşanma ve sonuçları, özellikle nafaka ve velayet gibi konular, kamu düzenini yakından ilgilendirir. Tarafların bu konularda mutlak bir sözleşme serbestisi yoktur. 2) Gelecekteki Haktan Feragat Yasağı: Henüz doğmamış bir haktan (boşanma davasıyla ortaya çıkacak nafaka hakkı) önceden feragat edilmesi, genel hukuk prensiplerine aykırıdır. 3) Tedbir Nafakasının Niteliği: Tedbir nafakası (TMK m. 169), hakimin re'sen (kendiliğinden) alması gereken geçici bir önlemdir. Tarafların talebine veya anlaşmasına bağlı değildir. Hakimin bu yetkisi, dava süresince tarafların ve çocukların geçimini güvence altına alma amacına hizmet eder ve emredici niteliktedir. Bu nedenle, tarafların daha önce yaptıkları bir feragat sözleşmesi, hakimin re'sen tedbir nafakasına hükmetme yetkisini ve yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hakim, tarafların ekonomik durumlarını araştırarak, yoksulluğa düşecek taraf lehine, önceden yapılmış bir feragat olsa bile, tedbir nafakasına hükmetmek zorundadır. Ancak, boşanma davası açıldıktan sonra, dava içinde taraflardan birinin 'tedbir nafakası istemediğini' beyan etmesi, o andan itibaren geçerli bir feragat sayılır ve hakim bu beyanla bağlıdır.