TMK m. 652'ye dayalı olarak açılan aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davası ile TMK m. 240'a dayalı olarak açılan mal rejiminden kaynaklı özgüleme davasının birlikte görülmesi mümkün müdür? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2013/19233 sayılı kararında bu konuda nasıl bir ilke benimsenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116558

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2013 tarihli ve 2013/17871 E., 2013/19233 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, 'mal rejiminin tasfiyesi ile terekenin tasfiyesi birlikte yapılamaz.' Bu iki kurum farklı hukuki temellere, amaçlara ve usullere tabidir. TMK m. 240'a dayalı talep, evlilik birliğinin malvarlığına ilişkin bir sonucudur ve sağ kalan eşin, ölen eşin malvarlığına yaptığı katkının karşılığı olan 'katılma alacağı' hakkına dayanır. Bu, terekeye karşı bir borçtur. TMK m. 652'ye dayalı talep ise, miras hukukundan kaynaklanır ve sağ kalan eşin 'mirasçılık' sıfatına dayanır; amaç mirasın paylaştırılmasıdır. Yargıtay, bu temel ayrım nedeniyle, 'katılma alacağının tasfiyesinin terekenin tasfiyesinden önce yapılması gerektiğini' belirtmiştir. Çünkü sağ kalan eşin katılma alacağı, terekenin borcudur ve terekenin borçları ödendikten sonra kalan kısım (net tereke) mirasçılar arasında paylaştırılır. Dolayısıyla, bu iki farklı hukuki sebebe dayanan taleplerin aynı davada birlikte görülmesi usulen doğru değildir. Öncelikle Aile Mahkemesi'nde mal rejimi tasfiye edilmeli, sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenmeli, bu alacak tereke borcu olarak ödendikten sonra, kalan tereke malları için Sulh Hukuk Mahkemesi'nde TMK m. 652'ye dayalı paylaşım (özgüleme) davası görülmelidir.