TMK m. 824 uyarınca oturma hakkı sahibi, hakkın şahsına özgülendiği açıkça belirtilmedikçe, konutta ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir. Bu 'aile ve ev halkı' kavramı nasıl yorumlanmalıdır ve bu kişilerin konutta oturması, oturma hakkının kullanımının devri yasağını ihlal eder mi?
TMK m. 823/2, oturma hakkının başkasına devredilemeyeceğini ve mirasçılara geçmeyeceğini kesin bir dille belirtir. Ancak TMK m. 824/1, bu kurala önemli bir istisna ve açıklık getirir. Buna göre, hak sahibi, sözleşmede 'hakkın şahsına özgülendiği' (yani sadece kendisinin oturabileceği) açıkça belirtilmemişse, konutta 'ailesi ve ev halkı ile birlikte' oturabilir. Bu durum, hakkın kullanımının devri olarak kabul edilmez; aksine, hakkın normal kapsamı içinde bir kullanma şekli olarak görülür. 'Aile' kavramı dar yorumlanmamalıdır; sadece eş ve altsoyu değil, hak sahibinin bakmakla yükümlü olduğu üstsoyu veya kardeşleri gibi yakın akrabalarını da kapsayabilir. 'Ev halkı' kavramı ise daha geniştir ve hak sahibinin ev hizmetlerini gören (hizmetçi, bakıcı vb.) kişileri de içerir. Bu kişilerin hak sahibi ile birlikte oturması, oturma hakkının doğasına ve amacına (barınma ihtiyacını karşılama) uygun bir kullanımdır. Önemli olan, bu kişilerin hak sahibinden bağımsız bir şekilde, onun yokluğunda konutu kullanmamalarıdır. Aile ve ev halkı, haklarını hak sahibinden türeterek ve onunla birlikte yaşayarak bu haktan faydalanırlar. Eğer sözleşmede hak sadece hak sahibinin şahsına özgülenmişse, bu durumda ailesi ve ev halkı dahi onunla birlikte oturamaz.