Mirasın reddi (TMK m. 605) durumunda, borçlu mirasçıların bulunduğu bir tasarrufun iptali davasında taraf teşkili nasıl sağlanmalıdır? Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/8849 sayılı kararına göre, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi (TMK m. 612) sürecinin önemi nedir?
Tasarrufun iptali davalarında, borçlu ile lehine tasarruf yapılan kişi zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte davalı gösterilmelidir. Eğer davalı borçlu dava sırasında ölürse, dava mirasçılarına yöneltilir. Ancak, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/5939, K. 2017/8849 sayılı kararında olduğu gibi, borçlunun tüm mirasçılarının mirası reddetmesi (TMK m. 605) durumunda, bu mirasçılara karşı davaya devam edilemez, çünkü mirası reddeden kişi mirasçı sıfatını kaybeder. Bu durumda, TMK m. 612 devreye girer. Bu maddeye göre, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince 'iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.' Bu tasfiye, alacaklıların haklarını korumak amacıyla yapılır. Mahkeme, tereke için bir tasfiye memuru (tereke temsilcisi) atar. Tasarrufun iptali davasına bakan mahkemenin yapması gereken; mirasın reddedildiğini tespit ettikten sonra, durumu yetkili sulh hukuk mahkemesine bildirerek terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini ve bir tereke temsilcisi atanmasını beklemektir. Sulh hukuk mahkemesince atanacak tereke temsilcisi, borçlu sıfatıyla davada terekeyi temsil eder. Taraf teşkili ancak bu şekilde sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilebilir. Tereke temsilcisi atanmadan, mirası reddetmiş mirasçılarla veya hasımsız olarak davaya devam edilmesi usule aykırıdır ve bozma nedenidir.