Bir adi senetteki imzanın inkâr edilmesi durumunda, HMK m. 211'e göre mahkemenin izlemesi gereken usul sırası nedir? İmzanın borçluya ait olduğunu ispat yükümlülüğü hangi tarafa aittir ve bilirkişi incelemesine hangi aşamada karar verilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116524

Bir adi senetteki imzanın borçlu tarafından inkâr edilmesi, senedin ispat gücünü geçici olarak ortadan kaldırır. Bu durumda mahkeme, HMK m. 211'de belirtilen usulü sırasıyla izlemek zorundadır: 1) İsticvap: Hâkim, öncelikle imzayı veya yazıyı inkâr eden tarafı isticvap eder. Bu davetiyede, gelmediği takdirde imzayı ikrar etmiş sayılacağı ihtar edilir. 2) Huzurda Yazı ve İmza Alınması ve Değerlendirme: Hâkim, isticvaptan sonra bir kanaat edinememişse, inkâr eden kişiye huzurda yazı yazdırıp imza attırır. Hâkim, bu şekilde elde edilen örnekler ve diğer delillerle (örneğin ilk bakışta açıkça belli olan farklılıklar/benzerlikler) bir kanaate varabilirse, başka bir incelemeye gerek duymadan, gerekçesini de belirterek sahtelik hakkında karar verebilir. 3) Bilirkişi İncelemesi: Hâkim, yukarıdaki incelemelere rağmen kesin bir kanaat oluşturamazsa, son çare olarak bilirkişi incelemesine karar verir. Bu aşamadan önce, karşılaştırmaya elverişli olması için, inkâr eden tarafa ait, özellikle senet tarihinden öncesine ait ve resmi mercilerde (nüfus, noter, banka vb.) bulunan imzalar getirtilir. Bilirkişi, bu resmi belgelerdeki imzalar ile mahkeme huzurunda alınan imzaları karşılaştırarak raporunu hazırlar. İspat yükü konusunda ise; imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, senedi elinde bulundurup takibe girişen ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıda olmasına rağmen, yerel mahkemenin bu ispat külfetini gözden kaçırarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılması için borçluya kesin süre vermesi ve süreye riayet edilmediğinden bahisle itirazı reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Bkz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/708, K. 2018/1152)