HMK m. 167 uyarınca mahkemenin, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaları ayırma (tefrik) yetkisinin amacı nedir? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/2301 sayılı kararında, mal rejiminin tasfiyesi davasında, borçlu eş ile birlikte davalı gösterilen üçüncü kişi aleyhine açılan davanın ayrılmasına karar verilmesinin gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116519

HMK m. 167'de düzenlenen davaların ayrılması (tefrik) kurumunun temel amacı, 'yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak'tır. Bu, usul ekonomisi ilkesinin bir yansımasıdır. Mahkeme, davaların birlikte görülmesinin yargılamayı karmaşıklaştıracağı, uzatacağı veya adil bir sonuca ulaşmayı zorlaştıracağı kanaatine varırsa, talep üzerine veya kendiliğinden davaları ayırabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/11338, K. 2017/2301 sayılı kararında, davacı, mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle katılma alacağı talebiyle hem eski eşini hem de eski eşin mal devrettiği üçüncü kişiyi (kardeşini) birlikte davalı göstermiştir. Yargıtay, bu durumda üçüncü kişi aleyhine açılan davanın ayrılması gerektiğine karar vermiştir. Bunun gerekçesi şudur: Katılma alacağı, öncelikle borçlu eşin kişisel borcudur ve onun malvarlığından tahsil edilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu (TMK m. 241 uyarınca) ise ikincildir ve ancak borçlu eşin malvarlığının alacağı karşılamaya yetmediği anlaşıldığında gündeme gelir. Bu durum ise ancak alacağın tahsili sürecinin sonunda, yani ilk davanın kesinleşip icra takibinin sonuçsuz kalmasıyla belli olur. Dolayısıyla, tasfiye davası aşamasında üçüncü kişinin borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için, üçüncü kişi aleyhindeki dava tefrik edilmeli, ayrı bir esasa kaydedilmeli ve borçlu eş aleyhindeki davanın sonucu 'bekletici mesele' (HMK m. 165) yapılmalıdır. Bu, hem usul ekonomisine uygun hem de maddi hukukun öngördüğü sorumluluk sıralamasına riayet eden bir yaklaşımdır.