Bir doğal afet (sel, deprem vb.) sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmalarda, afetin etkisini artıran ihmali davranışlarda bulunan kişilerin (örneğin, standartlara aykırı bina yapan müteahhit) ceza sorumluluğu 'basit taksir', 'bilinçli taksir' ve 'olası kast' arasında nasıl ayırt edilir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/454 K. sayılı Artvin sel felaketi kararında, Daire'nin 'olası kast' görüşüne karşılık Kurul'un 'bilinçli taksir' sonucuna varmasının temel gerekçesi nedir?
Bu üç kavram arasındaki ayrım, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı tavırda yatar: 1) Basit Taksir (TCK m. 22/2): Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, öngörülebilir bir neticeyi öngörmez. 2) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Fail, neticeyi öngörür, ancak istemez ve 'olmaz, gerçekleşmez' diyerek, şansına veya ustalığına güvenerek hareketine devam eder. 3) Olası Kast (TCK m. 21/2): Fail, neticeyi öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini kabullenir, 'olursa olsun' diyerek kayıtsız kalır. Yargıtay CGK'nin E. 2017/860, K. 2017/454 sayılı kararında, taşkın koruma inşaatını yapan sanıkların, projeye aykırı ve son derece kalitesiz malzeme kullandıkları (betonun elle ufalanabilir olması gibi) tespit edilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu durumdaki sanıkların, böyle bir inşaatın taşkında yıkılacağını ve ölümlere yol açabileceğini öngördükleri halde 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket ederek olası kastla sorumlu olduklarına karar vermiştir. Ancak Ceza Genel Kurulu, sanıkların ölüme veya yaralamaya neden olabileceğini öngörmelerine rağmen, 'olay tarihindeki kadar şiddetli yağmur yağmayacağı ve bentlerin yıkılmayacağı düşüncesiyle hareket edip özellikle şansına güvenerek' hareket ettiklerini kabul etmiştir. Kurul'un bu yorumu, failin neticenin gerçekleşmemesine yönelik (soyut da olsa) bir güven beslediği, neticeyi kabullenmediği sonucuna varmasına yol açmış ve eylemi 'bilinçli taksir' olarak nitelendirmiştir. Bu ayrım, özellikle birden fazla ölüm olduğunda cezanın tespiti açısından kritik öneme sahiptir. Zira olası kastta her bir ölüm için ayrı ceza verilirken, taksirli suçlarda tek bir fiil kabulüyle TCK m. 85/2 üzerinden ceza belirlenir.