5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesinde düzenlenen 'özel beceriyle' hırsızlık, hangi tür eşyalara karşı işlendiğinde uygulanabilir? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2010/298 sayılı kararında, eve tırmanarak girme eylemi neden bu kapsamda değerlendirilmemiştir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin E. 2006/11279, K. 2010/298 sayılı kararında, TCK m. 142/2-b'nin lafzı ve yapısı dar yorumlanmıştır. Bu madde, 'elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi' halini nitelikli hırsızlık olarak düzenler. Yargıtay'a göre, maddedeki 'elde veya üstte taşınan eşya' ibaresi, hem 'çekip almak' fiili için hem de 'özel beceriyle' işlenme hali için ortak bir koşuldur. Yani, 'özel beceri' ile hırsızlığın nitelikli hal sayılabilmesi için, bu becerinin 'elde veya üstte taşınan bir eşyanın' çalınmasına yönelik olması gerekir. Yankesicilik gibi fiiller bu kapsamdadır. Sanığın, binaya tırmanmak gibi bir 'kişisel çeviklik' veya 'özel beceri' sergileyerek eve girmesi ve oradaki eşyaları çalması, bu madde kapsamında değerlendirilemez. Çünkü çalınan eşyalar, 'elde veya üstte taşınan' eşyalar değildir. Bu yorum, 765 sayılı eski TCK'daki 'şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık' suçunun yeni TCK'da ayrı bir nitelikli hal olarak düzenlenmemiş olmasından ve kanunilik ilkesi gereği suç tanımlarının sanık aleyhine genişletilemeyeceği prensibinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, eve tırmanarak girme eylemi, TCK m. 142/1-b'deki 'bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' hırsızlık suçunu oluşturur, ancak TCK m. 142/2-b'deki 'özel beceri' nitelikli halini oluşturmaz.