Bir doğal afet sonucu yıkılan ve ölümlere neden olan bir yapının inşasında, idarenin (örneğin DSİ) denetim görevini eksik veya hileli bir şekilde yaptığı (örneğin, numuneleri müteahhitten alması) tespit edilirse, idare görevlilerinin ceza sorumluluğu ne olur? Bu sorumluluk, 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' (TCK m. 257/2) suçu kapsamında mı, yoksa meydana gelen ölüm ve yaralanma neticelerinden dolayı 'taksirle ölüme/yaralanmaya neden olma' (TCK m. 85, 89) suçu kapsamında mı değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116491

Bu durum, ceza hukukunda 'görev suçu' ile 'genel suçlar' arasındaki içtima (birleşme) kuralları çerçevesinde çözümlenir. İdarenin denetim görevini yerine getirmemesi, TCK m. 257/2'de düzenlenen 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Ancak bu ihmal, aynı zamanda bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olmuşsa, failin sorumluluğu daha ağır neticeye göre belirlenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve 'fikri içtima' (TCK m. 44) kurallarına göre, failin tek bir fiili (denetim görevini ihmal etmesi) birden fazla farklı suç tanımını ihlal ediyorsa, sadece cezası en ağır olan suçtan dolayı ceza verilir. Somut olayda, 'taksirle ölüme neden olma' (TCK m. 85) suçunun cezası, 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' (TCK m. 257/2) suçunun cezasından çok daha ağırdır. Bu nedenle, denetim görevini ihmal eden ve bu ihmaliyle öngörülebilir bir ölüm neticesine sebebiyet veren idare görevlileri, sadece taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma suçundan sorumlu tutulurlar. Görevi kötüye kullanma suçu, daha ağır olan taksirle öldürme suçunun içinde erir (eriyen içtima). Bu kişilerin sorumluluğunun 'olası kast' veya 'bilinçli taksir' olup olmadığı ise, ihmallerinin yoğunluğuna ve neticeyi öngörüp kabullenme derecelerine göre ayrıca değerlendirilir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/olume-sebep-olan-tabii-afet-mi-yoksa-ihmal-mi metnindeki genel mantık).