TMK m. 240, sağ kalan eşe, ölen eşine ait aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı tanınmasını, bu hakkın 'katılma alacağına mahsup edilmesi' şartına bağlamıştır. Bu hükmün uygulanabilmesi için aile konutunun hukuki niteliği ne olmalıdır ve sağ kalan eşin bir katılma alacağı hakkı bulunmuyorsa bu maddeye dayanarak talepte bulunabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116490

TMK m. 240, mal rejiminin tasfiyesine özgü bir hükümdür. Bu maddenin uygulanabilmesi için temel şart, üzerinde hak talep edilen aile konutunun, 01.01.2002'den sonra evlilik birliği içinde edinilmiş ve ölen eş adına kayıtlı bir 'edinilmiş mal' olmasıdır. Eğer aile konutu, ölen eşin 'kişisel malı' ise (örneğin, evlenmeden önce sahip olduğu veya miras yoluyla edindiği bir mülk), bu konut üzerinde TMK m. 240'a dayanılarak intifa veya oturma hakkı talep edilemez (Bkz: Yargıtay 8. HD, E. 2016/11512, K. 2016/12418). İkinci olarak, sağ kalan eşin mal rejiminin tasfiyesi sonucunda somut bir 'katılma alacağı' hakkının doğmuş olması gerekir. Eğer tasfiye sonucunda sağ kalan eşin bir katılma alacağı çıkmıyorsa (örneğin, ölen eşin edinilmiş malı yoksa veya borçları mallarından fazlaysa), mahsup edilecek bir alacak olmadığından TMK m. 240'ın uygulanma imkanı kalmaz. Bu durumda sağ kalan eş, ancak miras hukukuna ilişkin TMK m. 652'deki şartlar varsa, miras payına mahsuben bir talepte bulunabilir. Özetle, TMK m. 240'ın anahtarı 'edinilmiş mal' ve 'katılma alacağı' kavramlarıdır.