HMK m. 167'de düzenlenen davaların ayrılması (tefrik) kararının 'davanın her aşamasında' verilebileceği belirtilmiştir. Bu ifade, hüküm verildikten sonra, temyiz aşamasında dahi tefrik kararı verilebileceği anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116486

HMK m. 167'deki 'davanın her aşamasında' ifadesi, ilk derece mahkemesindeki yargılama sürecini, yani tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarını kapsar. Bu kural, ilk derece mahkemesine yargılamanın seyrini kontrol etme ve usul ekonomisini sağlama konusunda geniş bir esneklik tanır. Ancak, ilk derece mahkemesi bir hüküm verdikten sonra, o dava üzerindeki yargılama faaliyeti sona erer ve dosya elinden çekilir. Artık tefrik gibi usuli bir karar verme yetkisi kalmaz. Yargılamanın bir sonraki aşaması olan istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesi, usul ve hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır. Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin tefrik kararı vermesi gerekirken vermemesini bir 'usuli hata' olarak tespit edip, bu nedenle hükmü 'bozarak' dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebilir. İlk derece mahkemesi, bozma kararına uyduktan sonra, yargılamanın başında veya uygun bir aşamasında tefrik kararını verebilir. Dolayısıyla, tefrik kararı doğrudan Yargıtay tarafından verilemez; ancak tefrik yapılmamasının hukuka aykırı olduğu tespitiyle hüküm bozulabilir. Özetle, 'davanın her aşaması' ifadesi, ilk derece mahkemesindeki nihai karar öncesi süreci ifade eder.