Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı (TCK m. 145) nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilebilmesi için, 2005 yılında yapılan kanun değişikliği ile eklenen 'suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak' ifadesi ne anlama gelmektedir? Ceza Genel Kurulu'nun 2023/201 sayılı kararı bu kriteri nasıl yorumlamıştır?
TCK m. 145, malın değerinin azlığı durumunda hakime cezada indirim yapma veya ceza vermekten vazgeçme takdir yetkisi tanır. 29.06.2005 tarihli değişiklikle, 'ceza vermekten vazgeçilebilir' seçeneğinden önce 'suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak' ifadesi eklenmiştir. Bu ifade, hakimin takdir yetkisini kullanırken sadece malın objektif değerine bakmaması gerektiğini, aynı zamanda olayın bütününü değerlendirmesi gerektiğini vurgular. Ceza Genel Kurulu'nun E. 2022/588, K. 2023/201 sayılı kararında bu durum detaylıca açıklanmıştır. Karara göre, hakim, her somut olayda: - Suçun işleniş şeklini (örneğin, planlı mı, anlık bir eylem mi), - Mağdurun ve sanığın konumunu (örneğin, mağdurun yoksul olması, sanığın suça yatkınlığı), - Olayın gerçekleştiği yer ve zamanı, - Faili suça iten etkenleri, - Meydana gelen haksızlığın mağdur üzerindeki etkilerini, dikkate almalıdır. Örneğin, maddi değeri çok az olan bir sınav giriş belgesinin çalınması, mağdurun sınava girememesine ve telafisi imkansız bir zarara uğramasına neden olabilir. Bu durumda, malın değeri az olsa bile, suçun işleniş şekli ve mağdur üzerindeki etkisi nedeniyle TCK m. 145'in uygulanmasına yer olmadığına karar verilebilir. Dolayısıyla bu ekleme, hakimin TCK m. 3'teki 'orantılılık' ve genel 'hakkaniyet' ilkeleri çerçevesinde, sadece malın değerine değil, olayın tüm özelliklerine bakarak daha adil bir karar vermesini sağlamayı amaçlamaktadır.