Bir adi senetteki imzanın sahte olduğu iddiası üzerine, mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunun (örneğin Adli Tıp Kurumu raporu) 'kesin bir kanaat bildirmemesi' durumunda, mahkemenin izlemesi gereken usul nedir? Mahkeme, bu rapora dayanarak ve ispat yükünü inkâr eden tarafa yükleyerek davayı reddedebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116441

Mahkeme, imza sahteliği iddiası üzerine aldığı bilirkişi raporunun, imzanın aidiyeti konusunda kesin bir kanaat içermemesi (örneğin, '...eli ürünü olup olmadığı hususunda kesin bir kanaate varılamadığı' şeklinde) durumunda, bu rapora dayanarak doğrudan bir karar veremez. Özellikle Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/708, K. 2018/1152 sayılı kararında vurgulandığı üzere, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti alacaklıdadır. Mahkemenin, yetersiz rapora dayanarak ve ispat yükünü hatalı bir şekilde borçluya yükleyerek 'iddianın kanıtlanamadığı' gerekçesiyle davayı (veya itirazı) reddetmesi hukuka aykırıdır. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, HMK m. 211'in ruhuna uygun olarak, sahtelik iddiasını aydınlatmak için araştırmaya devam etmektir. Bu kapsamda, mahkeme; 1) Karşılaştırmaya daha elverişli, özellikle senet tarihine yakın ve öncesine ait, inkâr eden kişinin farklı resmi kurumlardaki (banka, noter, evlenme dairesi, tapu vb.) imzalarını temin etmelidir. 2) Temin edilen bu yeni ve daha güvenilir mukayese belgeleriyle birlikte dosyayı, yeniden bilirkişiye veya farklı bir uzman kuruluşa (örneğin üniversitelerin ilgili anabilim dalları veya özel uzmanlar) göndererek yeni bir rapor almalıdır. 3) Tüm bu araştırmalara rağmen kesin bir sonuca ulaşılamıyorsa, ispat yükünün alacaklıda olduğu prensibi gereği, alacaklı iddiasını ispat edememiş sayılacağından, borçlunun imza inkârının ve dolayısıyla davasının kabulüne karar verilmelidir.