Hırsızlık suçunda TCK m. 147'de düzenlenen 'ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenme' hali ile TCK m. 145'teki 'malın değerinin azlığı' hali arasındaki temel fark nedir? Bir kişinin, yaralanan arkadaşını hastaneye yetiştirmek için bir polis aracını çalması durumunda, Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/31481 sayılı kararına göre hangi hüküm uygulanmalıdır ve verilecek karar ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116431

TCK m. 145 ve m. 147 arasındaki temel fark, odaklandıkları noktadır. TCK m. 145, tamamen suçun konusunu oluşturan 'malın değerinin azlığına' odaklanır. Burada failin saikinin bir önemi yoktur; önemli olan çalınan şeyin objektif olarak değerinin az olmasıdır. TCK m. 147 ise failin 'saikine' odaklanır. Burada malın değerinin az ya da çok olması önemli değildir; önemli olan hırsızlığın 'ağır ve acil bir ihtiyacı' karşılamak amacıyla işlenmesidir. Örneğin, çok pahalı bir ilacın, ölmek üzere olan bir çocuk için çalınması TCK m. 147 kapsamına girerken, keyfi olarak çok ucuz bir eşyanın çalınması TCK m. 145 kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin E. 2014/9942, K. 2014/31481 sayılı kararındaki olayda, sanık bıçakla yaralanan arkadaşını hastaneye yetiştirmek gibi ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için polis aracını çalmıştır. Bu durum, TCK m. 147'de tanımlanan zorunluluk halinin tipik bir örneğidir. Kararda da belirtildiği üzere, sanığın eylemi TCK m. 147 kapsamında kaldığından, mahkemenin olayın özelliğine göre cezada indirim yapması veya ceza vermekten vazgeçmesi gerekir. Yargıtay, bu durumda CMK m. 223/3-b ('Kanunda karşılığı bulunan bir kusurluluğu ortadan kaldıran nedenden dolayı ceza verilmesine yer olmadığı') uyarınca karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlk derece mahkemesinin beraat kararı vermesi, hukuki nitelendirmenin yanlış yapılması nedeniyle bozulmuştur; çünkü eylem suçtur ancak failin kusurluluğunu ortadan kaldıran bir şahsi cezasızlık sebebi mevcuttur.