5271 sayılı CMK m. 231/5 uyarınca verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen sanık hakkında hüküm açıklanırken, mahkemenin cezada indirim veya seçenek yaptırımlara çevirme yetkisi ile kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkındaki durumu karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116402

CMK m. 231/11, HAGB kararının hangi durumlarda bozulacağını ve sonuçlarını düzenlerken iki farklı durum öngörür ve bu durumlara farklı sonuçlar bağlar: 1) Yükümlülüklerin Yerine Getirilmemesi: Sanık, denetim süresi içinde kendisine yüklenen yükümlülükleri (örneğin, belirli yerlere gitmemek, bir eğitim programına katılmak) yerine getirmezse, mahkeme hükmü açıklar. Ancak bu durumda kanun, mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanır. Mahkeme, sanığın durumunu değerlendirerek; a) Cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, b) Hapis cezasının ertelenmesine veya c) Seçenek yaptırımlara (adli para cezası gibi) çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Burada amaç, sanığa bir şans daha tanımak ve cezanın bireyselleştirilmesini sağlamaktır. 2) Kasten Yeni Bir Suç İşlenmesi: Sanık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işler ve bu suçtan mahkum olursa, mahkeme HAGB kararını 'açıklamak zorundadır'. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yorumuna göre (YCGK E. 2016/193, K. 2019/351 sayılı kararda atıf yapılan), kanun bu durumda mahkemeye yukarıda sayılan indirim veya seçenek yaptırıma çevirme yetkisini tanımamıştır. Yani, yeni bir suç işlenmesi, HAGB kurumunun amacına daha ağır bir aykırılık olarak görülmüş ve bu durumda açıklanan hükmün olduğu gibi infaz edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu, iki ihlal türü arasında yaptırım açısından önemli bir fark yaratmaktadır.