5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 37/1'deki 'kusurlu olarak ihlal' ifadesi, disiplin suçları açısından ne anlama gelmektedir? Bir hükümlünün, eyleminin sonuçlarını öngöremeyecek durumda olduğu bir anda (örneğin ağır bir kriz anı) disiplin suçu işlemesi halinde, bu madde kapsamında cezalandırılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116398

5275 sayılı Kanun m. 37/1, hükümlünün disiplin cezası ile cezalandırılabilmesi için, idarenin emrettiği bir kuralı 'kusurlu olarak' ihlal etmesini şart koşar. Bu ifade, ceza hukukundaki genel 'kusur ilkesi'nin disiplin hukukuna bir yansımasıdır. Yani, bir disiplin cezasının verilebilmesi için, failin sadece fiili işlemiş olması (objektif unsur) yeterli değildir; aynı zamanda bu fiili işlerken kınanabilir bir iradeye sahip olması (sübjektif unsur) gerekir. 'Kusurlu olmak', eylemin kasten veya en azından taksirle işlenmesini ifade eder. Eğer hükümlü, eylemini iradesi dışında, kusur yeteneğini ortadan kaldıran bir nedenle (örneğin, TCK m. 32 kapsamında bir akıl hastalığı krizi veya TCK m. 34 kapsamında irade dışı bir etkiyle) işlemişse, 'kusurlu' hareket ettiğinden bahsedilemez ve disiplin cezası verilemez. Bu durum, disiplin kurulunun her olayda sadece eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğini değil, aynı zamanda hükümlünün o andaki sübjektif durumunu, kusurunun bulunup bulunmadığını da değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Dolayısıyla, ağır bir kriz anında irade yeteneğini yitirmiş bir hükümlünün işlediği disiplin eyleminden dolayı cezalandırılması, 'kusurlu olarak ihlal' şartı gerçekleşmediği için hukuka aykırı olacaktır.