Bir avukat, bir tebligat evrakındaki imzanın kendisine veya büro çalışanlarına ait olmadığını, yani sahte olduğunu iddia ederse, mahkemenin temyiz süresinin geçip geçmediğine karar vermeden önce yapması gereken işlem nedir? Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2017/10371 sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116382

Tebligat, usuli sürelerin başlaması açısından hayati öneme sahip bir işlemdir. Eğer bir taraf (özellikle vekil), tebligat mazbatasındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek tebligatın usulsüz olduğunu ve dolayısıyla sürenin başlamadığını ileri sürerse, mahkeme bu iddiayı ciddiyetle araştırmak zorundadır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/21365, K. 2017/10371 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkeme bu sahtelik iddiası karşısında doğrudan temyiz isteminin süresinde olup olmadığına karar veremez. Öncelikle, tebligat evrakındaki imzanın sahte olup olmadığını HMK m. 211'de öngörülen usule göre incelemelidir. Bu kapsamda mahkeme: 1) İmzayı inkâr eden avukatın ve tebligatın yapıldığı sırada büroda çalıştığı iddia edilen kişilerin imza örneklerini temin etmelidir. Bu imzalar, ilgili kişilerin huzurda verecekleri örnekler olabileceği gibi, başka resmi veya özel belgelerden de (baro kayıtları, vekaletnameler, SGK kayıtları vb.) getirtilebilir. 2) Temin edilen bu karşılaştırma imzaları ile tebligat mazbatasındaki imzayı, bir imza incelemesi uzmanı (grafolog) bilirkişiye göndererek rapor almalıdır. 3) Bilirkişi raporunun sonucuna göre, imzanın iddia edildiği gibi sahte olup olmadığına karar vermelidir. Eğer imza sahte ise, tebligat usulsüz demektir ve süre işlemeye başlamamıştır. Bu durumda temyiz istemi süresindedir. Eğer imza sahte değilse, tebligat usulüne uygundur ve temyiz süresi tebliğ tarihinden itibaren işlemiştir. Mahkeme, ancak bu sahtelik incelemesini yaptıktan sonra temyiz isteminin süresinde olup olmadığına dair bir ek karar verebilir. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozma nedenidir.