Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 öncesi), ev hanımı olan bir kadının, erkeğin üzerine alınan bir taşınmaza 'düğünde takılan ziynetler' ile katkıda bulunduğu iddiasını ispat yükü kime aittir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/1238 sayılı kararında, erkeğin 'o parayla kadına ziynet aldık' savunması karşısında, ispat yükünün yer değiştirdiği ve ziynetlerle katkının varlığı yönünde bir karine oluştuğu nasıl gerekçelendirilmiştir?
Mal ayrılığı rejiminde, kural olarak her eşin kendi malı kendine aittir ve diğer eşin malına katkıda bulunduğunu iddia eden eş, bu katkısını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Dolayısıyla, ziynetleri ile katkıda bulunduğunu iddia eden kadının, hem ziynetlerin varlığını hem de bu ziynetlerin taşınmazın alımında kullanıldığını ispat etmesi gerekir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2022/1273, K. 2023/1238 sayılı kararında, somut olayın özelliklerine göre bu kural esnetilmiştir. Kararda, davacı kadının ziynetleriyle katkıda bulunduğunu tanık beyanlarıyla desteklemesi ve davalı erkeğin savunmasında, kadının malı olan taşınmazın satışından elde edilen parayla 'kadına dava dilekçesinde belirttiği ziynet eşyalarının alındığını' beyan etmesi çelişkili bulunmuştur. Bu savunma, dolaylı olarak kadının ziynetlerinin varlığını ve bunların bir şekilde malvarlığı döngüsüne girdiğini kabul anlamına gelmektedir. Yargıtay, hayatın olağan akışına göre, ev hanımı olan bir kadının, evlilik birliği içinde edinilen bir mala yapabileceği en muhtemel katkının ziynetleri olduğunu kabul etmiştir. Davalı erkeğin, ziynetlerin varlığını inkâr etmek yerine, 'taşınmazın satış parasıyla ziynet alındı' şeklindeki savunması, iddiasını (paranın başka bir yere harcandığını) ispat yükünü kendisine geçirmiştir. Davalı erkek bu savunmasını yeterince kanıtlayamadığı için (ortak çocuğun beyanları yetersiz bulunmuştur), mahkeme, kadının ziynetleriyle taşınmaz alımına katkı yaptığı yönündeki iddiasını 'hayatın olağan akışına uygun' bularak fiili bir karine olarak kabul etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirmiş ve davalı erkek, ziynetlerin katkı olarak kullanılmadığını ispat edemediğinden, kadının katkı payı alacağı talebi haklı görülmüştür.