Sürekli işçi kadrosuna geçme talebi, kişi hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının 'Bank Asya'da hesabının bulunması' gerekçesiyle olumsuz sonuçlanması üzerine reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 2019/26719 başvuru numaralı Hatice Öztürk kararında, idare mahkemesinin bu işleme karşı açılan davayı reddederken sergilediği tutum, Anayasa'nın 36. maddesindeki 'gerekçeli karar hakkı' açısından neden ihlal olarak değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116359

Anayasa Mahkemesi (AYM), Hatice Öztürk kararında, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. İhlalin temel nedenleri şunlardır: 1) Yetersiz Gerekçe: İdare mahkemesi, kararını sadece 'FETÖ/PDY ile müzahir finans kuruluşu Bankasya’da babasının ve kendisinin vadesiz mevduat hesabına rastlanıldığı' tespitini aktararak gerekçelendirmiştir. Mahkeme, bu tespitin tek başına neden güvenlik soruşturmasını olumsuz kıldığını ve başvurucunun yapacağı görevi ne şekilde olumsuz etkilediğini somut olarak açıklamamıştır. 2) Savunma ve İddiaların Karşılanmaması: Başvurucu, Bank Asya'da hesabının olmasının yasal bir eylem olduğunu, herhangi bir terör örgütü talimatıyla para yatırmadığını ve hakkında bir soruşturma bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, bu önemli iddia ve savunmaları değerlendirmemiştir. AYM'ye göre, bu tür durumlarda mahkemeden beklenen, söz konusu hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri mi olduğu, yoksa örgüt liderinin çağrısından sonra talimatla yapılan bir mevduat artışı gibi örgütsel bir faaliyet niteliği taşıyıp taşımadığının açıklığa kavuşturulmasıdır. 3) Belirlilik ve Hukuki Güvenlik İlkelerinin Zedelenmesi: Mahkemenin, istihbari bir bilgiyi hukuki bir değerlendirmeye tabi tutmadan ve somut olayın özellikleriyle ilişkilendirmeden kararının temeli yapması, keyfi uygulamalara kapı aralamakta ve hukuki belirlilik ilkesini zedelemektedir. Gerekçeli karar, idarenin işleminin keyfi olup olmadığını denetleme aracıdır. Bu denetim yapılmadığında, gerekçeli karar hakkı şekli bir unsurdan ibaret kalır. Sonuç olarak AYM, mahkemenin sadece istihbari bilgiyi tekrar etmekle yetinip, bu bilginin davacının durumu ve yapacağı görev açısından neden bir sakınca teşkil ettiğine dair 'ilgili ve yeterli' bir gerekçe sunmamasını, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak kabul etmiştir.