Bir çalışanın fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları tanık beyanlarına dayalı olarak hesaplandığında, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 'makul bir indirim' yapılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/184 sayılı kararında bu indirimin hukuki niteliği ve amacı nasıl açıklanmıştır? İndirim oranının 1/2 olarak belirlenmesi neden 'hakkın özünü etkileyecek düzeyde' görülmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116358

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3555, K. 2018/184 sayılı kararında, fazla çalışma ve tatil ücretlerinden yapılan indirimin hukuki niteliği açıklığa kavuşturulmuştur. Kurul, bu indirimin 'takdiri indirim' veya 'hakkaniyet indirimi' olarak adlandırılmasının tam olarak doğru olmadığını, zira indirimin temelinde 'işçinin uzun süre hiç dinlenmeden, izin veya mazeret kullanmadan, hastalanmadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu' karinesinin yattığını belirtmiştir. Bu nedenle, indirimin 'karineye dayalı makul bir indirim' olarak ifade edilmesi daha isabetlidir. Bu indirimin amacı, tanık beyanlarının soyutluğu karşısında, fiili çalışma durumunu gerçeğe en yakın şekilde belirlemektir. Somut olayda, ilk derece mahkemesinin 1/2 oranında indirim yapması, Yargıtay tarafından 'hakkın özünü etkileyecek düzeyde ve yüksek' bulunarak bozulmuştur. Bunun sebebi, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarında bu oranın genellikle 1/3 veya civarında kabul edilmesidir. İşçinin çalışmadığı kabul edilen yıllık izin, ulusal bayram, hafta tatili, mazeret izni gibi süreler kabaca yılın 1/3'üne tekabül ettiğinden, bu oranın üzerinde, özellikle 1/2 gibi yüksek bir indirimin yapılması, işçinin ispatladığı alacağının yarısını kaybetmesi anlamına geleceği için adil bulunmamakta ve hakkın özünü zedelediği kabul edilmektedir. İndirim oranı belirlenirken dosyadaki somut koşullar (tanıkların bilgisi, işin niteliği vb.) göz önünde bulundurularak makul bir oran saptanmalıdır.