İftira suçunun (TCK 267) oluşabilmesi için gereken 'özel kast' unsuru, Anayasa'nın 74. maddesinde düzenlenen 'dilekçe ve şikayet hakkı' ile nasıl bir ilişki içindedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/351 sayılı kararı ışığında, bir vatandaşın şikayetinin kısmen doğru kısmen yanlış çıkması durumunda iftira suçu oluşur mu?
İftira suçunun oluşabilmesi için failin, isnat ettiği fiili mağdurun işlemediğini bilmesi (doğrudan kast) yeterli değildir; ayrıca failin, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi, yani 'özel kast'ının bulunması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2016/193, Karar No: 2019/351 sayılı kararında, Anayasa'nın 74. maddesindeki dilekçe ve şikayet hakkının kullanılmasının iftira suçunu oluşturmayacağını vurgulamıştır. Karara göre, şikayet, maddi vakalara dayanıyorsa ve kişi bu vakalardan yola çıkarak bir suç işlendiği inancı veya şüphesiyle hareket ediyorsa, özel kast unsuru oluşmaz. Şikayetin bir kısmının doğru çıkması, diğer iddiaların ise kanıtlanamaması veya asılsız olması, şikayetin tümden kötü niyetli olduğunu göstermez. Somut olaydaki gibi, muhtarın fazla para topladığı iddiasının doğru çıkması, şikayetin maddi bir temele dayandığını gösterir. Bu durumda, eylem 'suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak' biçiminde olmayıp anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğindedir ve iftira suçu oluşmaz. Aksi bir kabul, vatandaşların özellikle kamu gücünü kullananlara karşı şikayet hakkını kullanmaktan çekinmesine yol açar ki bu da maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel olur.