Metinde geçen 'kanun devleti' ile 'hukuk devleti' arasındaki temel ayrım, yazarın İHAM'ın İbrahim/Birleşik Krallık kararına ilişkin yorumunda nasıl bir rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116059

Yazar, bu iki kavram arasındaki ayrımı, kamu otoritesine tanınan yetkilerin meşruiyetini ve sınırlarını belirlemede bir ölçüt olarak kullanmaktadır. **Kanun Devleti:** Sadece yazılı kanunların var olduğu ve idarenin eylemlerini bu kanunlara dayandırdığı, ancak bu kanunların içeriğinin adil, ölçülü veya temel haklara uygun olup olmadığının sorgulanmadığı bir devlet modelini ifade eder. Eylemin kanunda yazması, hukuka uygunluğu için yeterlidir. **Hukuk Devleti:** Kanunların varlığını yeterli görmez; bu kanunların aynı zamanda hukukun evrensel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, Anayasa'ya ve adalet duygusuna uygun olmasını gerektiren bir modeldir. Yetkilerin keyfi ve orantısız kullanılmasını önleyen denetim mekanizmalarını içerir. Yazar, İHAM kararındaki gibi sert bir kuralın Türkiye'de uygulanmasının, 'hukuk devleti' ilkesinin güvenceleri (etkin denetim, orantılılık, dürüst uygulama) olmaksızın, sadece kanunda yazıyor diye keyfi uygulamalara yol açarak bir 'kanun devleti' anlayışına hizmet etme riski taşıdığını belirtmektedir. Bu nedenle, '“Kanun devleti” izlerini taşıyan kuralların ... kaderimiz ve hukuk kültürümüz olmasına izin verilmemelidir.' diyerek eleştirisini sonlandırmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/gozaltinda-avukata-erisim-engellenebilir-mi)