Metinlerde tartışılan hukuki uyuşmazlıklardan yola çıkarak, 'usul hukukunun, maddi hukuka hizmet eden bir araç olduğu' ilkesini iki farklı örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116019

Bu ilke, usul kurallarının kendi başına bir amaç olmadığını, asıl amacın maddi hukukun öngördüğü hakları doğru ve adil bir şekilde hayata geçirmek olduğunu ifade eder. Metinlerdeki iki örnek şunlardır: 1) **Tanık Dinletme (HMK m. 245):** Maddi hukukta bir tarafın alacak hakkı veya boşanma sebebi gibi bir iddiası vardır. Bu maddi hakkın ispatı için tanık deliline dayanmıştır. Usul hukuku (HMK m. 245), tanık gelmediğinde zorla getirilmesini öngörerek, tarafın bu ispat hakkını kullanmasını ve dolayısıyla maddi gerçeğe ulaşılmasını sağlar. Mahkemenin, usulü yanlış yorumlayarak (örn. 'tanığı sen getir' diyerek) tanığı dinlememesi, usul hukukunun amacından saparak maddi hakkın ispatını engellemesi anlamına gelir ve Yargıtay'ca bozulur. 2) **Mecburi Dava Arkadaşlığı (HMK m. 59-60):** Maddi hukukta elbirliğiyle mülkiyet (tereke) gibi bölünemez bir hak söz konusudur. Usul hukuku, bu maddi hakkın tüm malikleri etkileyecek şekilde, çelişkisiz ve tek bir kararla çözümlenmesini sağlamak için 'mecburi dava arkadaşlığı' kurumunu öngörür. Davanın tüm mirasçılara karşı açılması zorunluluğu, maddi hukuktaki ortaklığın doğru bir şekilde yargılamaya yansıtılmasına hizmet eden bir usuli araçtır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-245-cagriya-uyma-zorunlulugu.html ve or.av.tr/mecburi-dava-arkadasligi-hmk-m-59-60/)