Metinlerde, 'eşitlik' ilkesi hem kooperatifler hukukunda hem de anayasa hukukunda önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ilkenin, bir yapı kooperatifinde erken ayrılan üyeler ile Anayasa m.216 kapsamındaki nefret söylemi suçları bağlamındaki anlam ve işlevini karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #116010

Her iki alanda da temel bir ilke olmasına rağmen, 'eşitlik' ilkesinin anlamı ve işlevi farklıdır: **Kooperatifler Hukukunda (KK m. 23):** Burada eşitlik, 'hak ve vecibelerde (yükümlülüklerde) eşitlik' anlamına gelir ve daha çok ekonomik ve mali bir dengeyi ifade eder. İlke, kooperatifin nimetlerinden (konut sahibi olma) yararlanan her ortağın, külfetlerine de (maliyet artışları) aynı oranda katlanmasını gerektirir. Bir üyenin erken ayrılarak gelecekteki maliyetlerden kurtulması, kalan üyeler aleyhine bu mali dengeyi bozduğu için eşitlik ilkesine aykırı kabul edilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kooperatif-kesin-maliyet-bedeli/) **Anayasa Hukukunda (TCK m. 216 bağlamında):** Burada eşitlik, daha çok bir 'ayrımcılık yasağı' ve 'hukuk önünde eşitlik' anlamına gelir. TCK m. 216, halkın belirli bir kesiminin, kanunda sayılan (ırk, din, cinsiyet vb.) özelliklerinden dolayı diğer bir kesim aleyhine kışkırtılmasını veya aşağılanmasını yasaklar. Buradaki amaç, gruplar arasında ayrımcılık yapılmasını, bir grubun diğerine üstün veya aşağı görülmesini ve buna dayalı nefret söylemini engelleyerek kamusal barışı ve sosyal uyumu korumaktır. Yani kooperatifler hukukunda ilke mali bir denge aracı iken, ceza hukukunda sosyal bir barış ve ayrımcılık yasağı aracıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-dini-degerleri-asagilama-sucu.html)