Anayasa'nın 84. maddesinin son fıkrası 1995 ve 2010 yıllarında iki önemli değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler, parti kapatılması durumunda milletvekillerinin sorumluluğu açısından nasıl bir evrim göstermektedir? 'Nesnel sorumluluk'tan 'öznel sorumluluğa' ve oradan da 'sorumsuzluğa' geçişi açıklayınız.
Bu değişiklikler, milletvekillerinin sorumluluğu konusunda önemli bir evrimi göstermektedir. 1) **1982-1995 Arası (Nesnel Sorumluluk):** Anayasa'nın ilk halinde, bir partinin kapatılması davası açıldığı tarihte o partiye üye olan 'tüm milletvekillerinin' vekilliği, kapatma kararıyla birlikte otomatik olarak düşüyordu. Burada milletvekilinin kapatmaya neden olan eylemlere bizzat katılıp katılmadığına bakılmıyor, sadece parti üyesi olması yeterli görülüyordu. Bu, bir tür 'nesnel/objektif sorumluluk' haliydi. 2) **1995-2010 Arası (Öznel Sorumluluk):** 1995 değişikliği ile bu nesnel sorumluluk terk edildi. Yeni düzenlemeye göre, sadece 'partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesi'nin kararında belirtilen milletvekilinin' milletvekilliği düşüyordu. Bu, sorumluluğu kişiselleştiren ve sadece kusurlu eylemi tespit edilen vekili sorumlu tutan bir 'öznel/sübjektif sorumluluk' anlayışıydı. 3) **2010 Sonrası (Sorumsuzluk/Vekilliğin Devamı):** 2010 Anayasa değişikliği ile m.84'ün bu son fıkrası tamamen yürürlükten kaldırıldı. Bu durum, partinin kapatılmasına neden olsa bile bir milletvekilinin milletvekilliğinin düşmeyeceği, sadece Anayasa m.69'daki siyasi yasaklara tabi olacağı anlamına gelmektedir. Yani, milletvekilliğinin düşmesi açısından bir 'sorumsuzluk' hali getirilmiştir. Bu evrim, seçmen iradesine daha fazla ağırlık verme yönünde bir eğilimi yansıtmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/siyasi-partinin-kapanmasina-sebebiyet-veren-milletvekili)