Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/11813 sayılı kararında, TCK m. 216/3 (dini değerleri aşağılama) suçunun oluşumu için aranan 'kamu barışını bozmaya elverişli olma' unsurunun tespitinde, mahkemelerin geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu belirtilirken hangi AİHM kararına atıf yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #115986

Kararda, bu konuda AİHM'in E.S./Avusturya (25.10.2018) kararına atıf yapılmıştır. Bu kararda AİHM, 'ulusal yetkili makamların (mahkemelerin), kendi ülkelerinde dini barışı hangi ifadelerin bozabileceğini değerlendirmek için daha iyi bir konumda olduklarını ve bu anlamda geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarını' ifade etmiştir. Yargıtay, bu atıfla, 'kamu barışını bozmaya elverişlilik' unsurunun soyut bir kavram olduğunu ve her ülkenin kendi toplumsal yapısı, kültürel ve dini hassasiyetleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla, bir ifadenin kamu barışını bozma potansiyeli taşıyıp taşımadığına karar verirken, yerel mahkemelerin, kendi toplumlarının koşullarını dikkate alarak yapacakları değerlendirmenin önemli olduğunu ve bu konuda belirli bir takdir marjları bulunduğunu belirtmektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-dini-degerleri-asagilama-sucu.html)