Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 2023/1 K. sayılı kararının gerekçesinde, Anayasa Mahkemesi'nin bir kararına atıf yapılarak 'cebri icranın ancak son çare olması gereken bir mekanizma' olduğu vurgulanmıştır. Bu ilkenin, rehinli alacaklının aynı anda birden fazla takip yapmasının yasaklanmasıyla ilişkisi nedir?
Bu ilkenin yasakla doğrudan bir ilişkisi vardır. Anayasa Mahkemesi'nin vurguladığı gibi, cebri icra, borçlu açısından yıpratıcı ve masraflı bir süreçtir. Mümkün olduğunca 'ihtiyari ödeme' yollarının işletilmesi, cebri icranın ise son çare olarak başvurulması gereken bir yol olması esastır. Rehinli alacaklının, elinde alacağını tahsil edebileceği özel ve öncelikli bir güvence (rehin) varken, bunu kullanmak yerine veya bununla birlikte, borçlunun diğer tüm malvarlığını da hedef alan genel bir haciz takibi başlatması, cebri icrayı 'son çare' olmaktan çıkarır ve bir 'baskı aracı' haline getirir. Yargıtay, bu durumu, borçlu üzerindeki yükü gereksiz yere artıran, menfaatler dengesini bozan ve cebri icra sisteminin amacına aykırı bir uygulama olarak görmüştür. Alacaklı, öncelikle elindeki daha az yıpratıcı ve amaca yönelik olan yolu (rehnin paraya çevrilmesi) veya kanunun istisna tanıdığı diğer yolu (kambiyo takibi) denemeli, ancak bu yollarla alacağına kavuşamazsa diğer yollara başvurmalıdır. Aynı anda birden fazla takip, cebri icranın orantısız ve aşırı kullanımına yol açar. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kambiyo-senetlerine-mahsus-haciz/)